Sessizliğin Sesi ve Kayıp Watt’lar
O sesi tanıyorsun, değil mi? Hani pazar sabahı erkenden kalkmışsın, hava buz gibi ama güneş kendini göstermeye başlamış. Grubun arkasına takılmışsın, nabız zone 2 ile zone 3 arasında tatlı tatlı geziniyor. Her şey mükemmel gidiyor, ta ki o sesi duyana kadar: Cııırt… gıcır… cııırt. Önce yanındaki arkadaşından geliyor sanırsın. Sonra kafanı eğip o kara deliğe, yani kendi aynakoluna bakarsın ve acı gerçekle yüzleşirsin. O ses senin zincirinden geliyor. O an, o metalik çığlık sadece bir gürültü değil; bacaklarından çaldığın, havaya savurduğun o kıymetli watt’ların yas tutma sesidir. Bir keresinde yağmurlu bir gran fondoda , start çizgisinde zincirime alelacele sürdüğüm o kalitesiz yağın 40. kilometrede akıp gittiğini fark ettiğimde başıma gelen tam olarak buydu. (İtiraf ediyorum, o gün çıkan sesten o kadar utandım ki, yokuşta bilerek gruptan koptum, kimse duymasın diye tek başıma sürdüm). Zincirim her pedal çevirişimde dişlileri adeta kemiriyordu ve ben her kilometrede ekipmanımın ö...