Kayıtlar

Kadansını Korumak İçin 60.000 KM'lik Rehber

Resim
O dik yokuşun tam ortasındasın. Nabzın kulaklarında güm güm atıyor, ciğerlerin dışarı fırlayacak gibi. Tam o anda, hani o en ihtiyaç duyduğun saniyede, vitese basıyorsun ve "ÇAAAT!" diye bir ses yankılanıyor. Zincir dişlilerin arasında can çekişiyor, kadansın bir anda sıfıra iniyor ve sanki bir duvara çarpmış gibi durma noktasına geliyorsun. O an sadece vitesin takılmıyor, bütün ritmin, motivasyonun ve o sürüşten aldığın keyif tuzla buz oluyor. Tanıdık geldi mi? Dürüst olalım, hepimiz o "zincir atma" korkusunu ya da yanlış viteste kalıp bacaklarımızı beton gibi hissettiğimiz anları yaşadık. İlk yıllarda dışarıda binirken yaptığım en büyük hatalardan biri, yokuşun eğimi %10’u bulana kadar vites küçültmemekti; sonuç her seferinde diz ağrısı ve erken biten antrenmanlar olurdu. O zamanlar kadansın sadece bir sayı olduğunu sanıyordum. Oysa vites değiştirmek, sadece bir tetiğe basmak değil; bisikletinle kurduğun o mekanik diyaloğun en saf halidir. Altı yıldır bu sele üstü...

Bisikletçiler İçin Ev Yapımı Elektrolit: Pahalı Tozlara Son Verme Rehberi

Resim
  Hiç o lanet olası anı yaşadın mı? Şehirden 70 kilometre uzaktasın, tırmanışın tam ortasındasın ve bacaklarındaki enerji aniden kesiliyor. Sanki biri fişini çekmiş gibi. Pedallar dönmüyor, gözün kararıyor ve tek düşünebildiğin en yakın benzin istasyonundaki o bayat çikolata. Bisiklet sporunda buna “duvara çarpmak” (bonking) diyoruz. Ben de yaşadım. Hem de defalarca. İlk yıllarda dışarıda binirken yaptığım en büyük hatalardan biri, sadece suyun beni kurtaracağını sanmaktı; sonuç her seferinde eve sürünerek dönmek ve ertesi gün yorgunluktan yataktan kalkamamak oldu. O zamanlar cebimde pahalı jeller, mataralarımda (bidonlarımda) ise marketten aldığım o neon renkli, içi şeker ve boya dolu spor içecekleri olurdu. Dürüst olalım, bisiklet pahalı bir hobi. Karbon jantlar, aero kadrolar, her sezon yenilenen kitler derken cüzdan zaten hafifliyor. Bir de buna her antrenman için tüketilen o pahalı elektrolit tozlarını ve jelleri eklediğinde, aylık masrafın küçük bir araba taksitine denk geldi...

Sessizliğin Sesi ve Kayıp Watt’lar

Resim
  O sesi tanıyorsun, değil mi? Hani pazar sabahı erkenden kalkmışsın, hava buz gibi ama güneş kendini göstermeye başlamış. Grubun arkasına takılmışsın, nabız zone 2 ile zone 3 arasında tatlı tatlı geziniyor. Her şey mükemmel gidiyor, ta ki o sesi duyana kadar: Cııırt… gıcır… cııırt. Önce yanındaki arkadaşından geliyor sanırsın. Sonra kafanı eğip o kara deliğe, yani kendi aynakoluna bakarsın ve acı gerçekle yüzleşirsin. O ses senin zincirinden geliyor. O an, o metalik çığlık sadece bir gürültü değil; bacaklarından çaldığın, havaya savurduğun o kıymetli watt’ların yas tutma sesidir. Bir keresinde yağmurlu bir gran fondoda , start çizgisinde zincirime alelacele sürdüğüm o kalitesiz yağın 40. kilometrede akıp gittiğini fark ettiğimde başıma gelen tam olarak buydu. (İtiraf ediyorum, o gün çıkan sesten o kadar utandım ki, yokuşta bilerek gruptan koptum, kimse duymasın diye tek başıma sürdüm). Zincirim her pedal çevirişimde dişlileri adeta kemiriyordu ve ben her kilometrede ekipmanımın ö...