Kayıtlar

Bisikletçiler İçin Ev Yapımı Elektrolit: Pahalı Tozlara Son Verme Rehberi

Resim
  Hiç o lanet olası anı yaşadın mı? Şehirden 70 kilometre uzaktasın, tırmanışın tam ortasındasın ve bacaklarındaki enerji aniden kesiliyor. Sanki biri fişini çekmiş gibi. Pedallar dönmüyor, gözün kararıyor ve tek düşünebildiğin en yakın benzin istasyonundaki o bayat çikolata. Bisiklet sporunda buna “duvara çarpmak” (bonking) diyoruz. Ben de yaşadım. Hem de defalarca. İlk yıllarda dışarıda binirken yaptığım en büyük hatalardan biri, sadece suyun beni kurtaracağını sanmaktı; sonuç her seferinde eve sürünerek dönmek ve ertesi gün yorgunluktan yataktan kalkamamak oldu. O zamanlar cebimde pahalı jeller, mataralarımda (bidonlarımda) ise marketten aldığım o neon renkli, içi şeker ve boya dolu spor içecekleri olurdu. Dürüst olalım, bisiklet pahalı bir hobi. Karbon jantlar, aero kadrolar, her sezon yenilenen kitler derken cüzdan zaten hafifliyor. Bir de buna her antrenman için tüketilen o pahalı elektrolit tozlarını ve jelleri eklediğinde, aylık masrafın küçük bir araba taksitine denk geldi...

Sessizliğin Sesi ve Kayıp Watt’lar

Resim
  O sesi tanıyorsun, değil mi? Hani pazar sabahı erkenden kalkmışsın, hava buz gibi ama güneş kendini göstermeye başlamış. Grubun arkasına takılmışsın, nabız zone 2 ile zone 3 arasında tatlı tatlı geziniyor. Her şey mükemmel gidiyor, ta ki o sesi duyana kadar: Cııırt… gıcır… cııırt. Önce yanındaki arkadaşından geliyor sanırsın. Sonra kafanı eğip o kara deliğe, yani kendi aynakoluna bakarsın ve acı gerçekle yüzleşirsin. O ses senin zincirinden geliyor. O an, o metalik çığlık sadece bir gürültü değil; bacaklarından çaldığın, havaya savurduğun o kıymetli watt’ların yas tutma sesidir. Bir keresinde yağmurlu bir gran fondoda , start çizgisinde zincirime alelacele sürdüğüm o kalitesiz yağın 40. kilometrede akıp gittiğini fark ettiğimde başıma gelen tam olarak buydu. (İtiraf ediyorum, o gün çıkan sesten o kadar utandım ki, yokuşta bilerek gruptan koptum, kimse duymasın diye tek başıma sürdüm). Zincirim her pedal çevirişimde dişlileri adeta kemiriyordu ve ben her kilometrede ekipmanımın ö...

Bisiklet Performansının Gizli Silahı: Zone 2 Antrenmanı ile "Dizel Motor" Nasıl İnşa Edilir?

Resim
  Gözünün önüne getir: Cumartesi sabahı, güneş henüz yeni doğmuş, üzerinde en sevdiğin aero forman var. Gruptakilerle sözleşmişsiniz, rota 100 km ve önünüzde iki tane sağlam tırmanış bekliyor. İlk 20-30 kilometrede her şey harika. Kendini "Pelotonun kralı" gibi hissediyorsun. Öndekinin rüzgarına giriyorsun, arada bir öne çıkıp rüzgarı göğüslüyorsun. Ama o ilk büyük yokuş geldiğinde, sanki birisi senin fişini çekmiş gibi oluyor. Bacaklarında o meşhur yanma, ciğerlerinde sanki cam kırıkları varmış hissi... Gruptakiler tek tek yanından geçip giderken sen vitesi en sona atıp, kadansını korumaya çalışarak hayatta kalma moduna geçiyorsun. Eve döndüğünde ise pestilin çıkmış durumda. Üstelik bir sonraki sürüşe kadar vücudun bir türlü toparlanmıyor. İşin aslı şu; ilk 3-4 yılımda yaptığım en büyük hatalardan biri, her sürüşü sanki bir Tour de France etap finaliymiş gibi yapmaktı. Strava’da o "PR" (kişisel rekor) veya "KOM" peşinde koşarken, aslında vücudumu her sefe...